Beyin nedir?

Vücudumuzun duyum ve bilinç (şuur) merkezidir. Kafatasının içinde, beyazımtırak, yumuşakça bir kitledir. Beyin, insanı hayvandan ayıran en önemli organdır. Bütün zihni faaliyetlerin merkezidir.  Beyin başlıca bir üst ana kısım ile bir arka küçük kısım ve «soğancık» (bulbus) tan ibarettir. Üst ana kısma «ön beyin» (cerebrum), alt arka tarafta bulunan kısma da «beyincik» (cerebellum) denir. Bir beyin kesitine bakıldığı zaman boz ve beyaz olmak üzere iki renk görülür. Boz kısımlara boz madde, beyaz kısımlara beyaz madde denir. Bu iki madde boz ve beyaz sinir hücrelerinden meydana gelmiştir.

Beyin kafatasında bir zar içinde bulunur. Merkezi sinir sisteminin boşluk ve kanallarını da dolduran bu sıvı beyni çarpmalara * karşı korur. Beyin ayrıca menenj denen üç kat zarla korunur. Beynin üst ana bölümü derin bir yarıkla iki yarımküreye, yarımkürelerin her biri de «lob» denen birtakım derin yarıklara ayrılmıştır. Bunlar alın, duvar, artkafa ve şakak loblarıdır.. Loblar da «girus» denen kıvrımlara ayrılır. Beynin kabuğu, yarımkürelerin asıl kıvrıntılı kısımlarını teşkil eder. Bilginler insanların hayvanlardan zekaca üstünlüğünü beyin kıvrımlarının sayısı ve çokluğu ile ilgili görmektedirler.

Beyin yarımkürelerinin bütün üst kısmını kaplayan boz maddeye beyin kabuğu denir. Bu kabuk insanda, hayvanlardakine göre çok daha kalındır. Altı tabakadan meydana gelir ve kalınlığı 1-4 milimetre kadardır. Beyin kabuğunun çeşitli bölümleri, duyu organlarımızdan gelen çeşitli etkileri alır. Duyma, görme, işitme, tatma, dokunma duyuları beyin kabuğunda belirli yerlere gelirler. Görme merkezi artkafa lobunun kabuğudur. Duyma merkezi, şakak lobunun kabuğundadır. Dokunma duyumunun beyin kabuğu tarafından alınması başka şekilde olur. Beyin kabuğunda vücudumuzun her noktasıyla ilgili ayrı bir yer vardır.

beyin

Vücudumuzun neresine dokunulduğunu bu sayede anlayabiliriz. Tatma duyumları da dokunma duyumları bölümünde alınır. Koku duyumu, şakak lobundaki koku merkezi tarafından alınır. Beyin kabuğunun bir kısmı da vücudumuzun kaslarına emir göndererek hareketlerimizi sağlar. Buna «motor etkisi» denir. «Beyincik», beynin büyüklükçe ikinci kısmıdır. Buna «Arka beyin» de denir. Bir orta lob ve iki yan lob olmak üzere üç lobdan meydana gelmiştir. Dengede durmayı sağlar. Beyinciği zarar görmüş bir insan dengede duramaz. Beyinciğin kesitindeki görünüşe, «hayat ağacı» denir. Buradaki sinirler bir gövdeden dalbudak salan ağaca benzer.

Omuriliğin beyne kadar uzanan bölümüne, «soğancık» veya «omurilik soğancığı» denir. Beyinden gelen sinirler buraya vardıkları zaman yön değiştirirler. Sağ yandan gelen sinirler soğancığın sol yanına, sol yandan gelen de sağ yanına geçerler. Soğancık, omurilikten gelen duygulan taşır. Sindirim, solunum, dolaşım sistemlerine gereken emirleri gönderir. Vücut sıcaklığını da kontrol eder. Beyin kabuğunun altında kalan kısmın bir yandan beynin diğer bölümleri, öte yandan omurilikle ilgisi vardır. Beynin diğer bölümleri ise şunlardır:

Köprü: Beynin çeşitli yerlerinden gelen duyumların geçit yeridir.

Karıncıklar: Beyinde dört tane boşluk vardır. Bunlara karıncık denir.

Talamus: Beynin dağıtma merkezidir.

Hipotalamus: İç organların, dolaşım sisteminin birlikte çalışmasını sağlar. Heyecan hallerinde rolü büyüktür.

Hipofiz: Vücut büyümesini sağlayan hormonu çıkaran salgı bezidir. Az çalışması cücelik, çok çalışması devlik meydana getirir.

Beyin faaliyetinin incelenmesi elektrik sayesinde mümkün olmaktadır. Sinir tellerinden elektrik kuvvetinin geçebileceği, ilk defa Italyan hekimlerinden Luigi Galvani tarafından kurbağalar üzerinde yapılan deneyler sayesinde keşfedilmiştir. Bütün vücudumuzu dolaşan sinir tellerini telefon hatlarına benzetecek olursak, beynin dev bir telefon santralı olduğunu söyleyebiliriz. Yapılan son denemeler beynin devamlı olarak elektrik dalgaları yaydığını ortaya çıkarmıştır.

Beynin canlılığını devam ettirebilmesi için, oksijene büyük ihtiyacı vardır. Dinlenme halindeyken bile beyin pek fazla oksijen kullanır. Bu bakımdan beyin bir atardamar yerine, dört ana atardamarla beslenir. İnsan beyni vücut ağırlığına göre diğer omurgalıların hepsinden daha ağırdır. Norma! yetişkin bir erkeğin beyni 1.350, kadının da 1.250 gr. kadardır. Doğuşta insan beyni diğer organlara göre çok büyüktür. Vücut ağırlığının 12'de biri kadardır.

20 yaşlarına gelindiği zaman beyin ağırlığı vücut ağırlığının 50'de biri kadar olur. İnsan beyninin bütün alanı 2.000 sm2 kadardır. Şimdiye kadar rastlanan en ağır insan beyni, 16. yüzyıl İngiliz devlet adamı Oliver CromvveM'in beynidir. (2.231 gr.). Kadın beyninin erkek beyninden hafif olması İse, doğrudan doğruya vücut yapısı ve ağırlığıyla ilgili görülmektedir. Hayvanlarda basitten gelişmişe doğru gidildikçe beynin de geliştiği görülür.

Beyin nedir?

Kafa içi boşluğunu dolduran, üç kat beyin zarı ile örtülü, beyaza yakın gri renkli, yumuşak sinir sisteminin en önemli kısmı ve merkezi olan organ. Beyin, kendisini koruyan kafatası boşluğu içerisinde yer alır. Biçimi, büyüklüğü ve ağırlığı; kafatasının biçimine, ayrıca canlının vücut büyüklüğüne ve gelişmiş olmasına bağlıdır. İnsan beyninin ağırlığı 1300-1800 gr arasında değişir. Bir filin beyni ise 5000 gr civarındadır. Görüldüğü gibi beynin ağırlığı, kabiliyetini göstermemektedir. Beynin kabiliyeti bazı kitaplarda evvelce belirtildiği gibi kıvrımlarının sayısına da bağlı değildir. Zira bazı balıkların beyin kıvrımlarının sayısı insan beynindekinden daha fazladır. ilim adamları bunu daha ilmi metodlarla araştırmalarına rağmen ortak bir sonuca henüz ulaşılamamıştır.

Beynin veya sinir hücrelerinin bir özelliği, uyarılabilir olmalarıdır. Bir sinir hücresi uyarıldığı zaman ortaya çıkan uyarı dalgası hücreden hücreye yayılır. Bu, ateşlenen barutta her taneciğin bir sonraki barut tanesini ateşlemesine benzetilebilir. Sinir hücrelerini uyaran tesirler ısı, ışık, ses, temas olabilmektedir. Uyarı bir hareket veya aktif bir cevap uyandıracaksa, sonuçta ortaya çıkan cevap yine sinir uzantılarıyla kaslara ulaştırılır. Burada karar organı beyindir. Ancak reflekslerde durum daha değişik olup istek dışı olarak hareket ortaya çıkmaktadır. Kimyasal olarak, beynin başlıca yapı maddesi proteindir. Fakat vücudun diğer organlarında fazla bulunmayan bazı yağlı maddeler (lesitin gibi) beyinde bol miktarda bulunmaktadırlar. Sinir faaliyetinin enerjisi glükozun (bir basit şeker) oksijenle yanmasından sağlanır. Beynin kimyasal veya fiziksel özellikleri vücudun diğer organlarındakinden fazla bir fark göstermez.

Omurgalı hayvanların da bir beyni olduğu bilinmektedir. Daha basit yapılı canlıların bir sinir sistemi bulunmasına rağmen bir beyinleri yoktur. Omurgalı hayvanlar ve insan ana karnında cenin halinde iken beyinleri boru biçiminde bir boş organdan gelişmektedir. Organın ortasındaki boş kısım daha sonra omurilikte daralarak omurilik "merkezi kanalı"nı meydana getirir. Merkezi kanalın yukarı doğru uzantısı beyin içindeki ventrikülleri, yani "beyin sarnıçları"nı meydana getirmektedir. Ön beyinden gelişme esnasındaki belli bir zamanda göz çıkıntısı ortaya çıkmaktadır. Göz sinirleri beynin ileri doğru uzantısı olarak kabul edilirler.

İnsan beyni doğuşta gelişmesini tamamlamamıştır. Çocuğun ana karnında büyümesiyle insan beyni de gelişmesini tamamlamaktadır. Bazı beyin sinirlerinin kılıfları doğumdan sonra teşekkül eder. Beyin doğuşta insan yavrusunun en büyük organıdır ve vücut ağırlığının 12’de birine eşittir. Ancak 20 yaşına gelindiğinde ağırlığı vücut ağırlığının 50’de birine eşit hale gelir. Hem beynin hem de omurga kanalı içerisindeki omuriliğin etrafında katlı koruyucu bir zar bulunmaktadır. Dıştaki zara sert beyin zarı, içtekine de yumuşak beyin zarı denilmektedir. Yumuşak beyin zarı da Araknoid ve Pia mater diye iki kattan yapılıdır. Bunlarda Araknoid dışa yakın olup, Pia mater omurilik veya beyne yapışık vaziyettedir. Araknoid ile Pia mater arasında "beyin omurilik sıvısı" bulunur.

Bu sıvı, beynin ve omuriliğin bütün yüzeylerini çevreler. Beyin; beyin yarıküreleri (hemisferler), orta beyin, beyincik ve beyin sapından meydana gelir. Beyin sapı da, pons ve omurilik soğanından meydana gelir. Beyin önden arkaya doğru derin bir yarık ile iki ayrı yarıküreye (hemisfere), bunlar da derin yarıklarla başlıca dört bölüme ayrılır. Her parçaya lob denilmektedir. Önde alın lobu, arka üst kısımda yan tepe lobu, şakak lobu ve art kafa lobu, beyin yarıkürelerinin kısımlarıdır. Beyin yarı küreleri ortadan birbirlerine "beyin büyük birleşiği" (Corpus Callosum) ile bağlanırlar. Ayrıca ara beyin yapıları da her iki hemisferi birbirine bağlarlar.

Beyin; işitme, görme, kavrama, öğrenme, düşünme, akılda tutma gibi hassaların komuta merkezidir. Bir beyin kesitine bakıldığında gri ve beyaz olarak iki ayrı renkte kısımdan meydana geldiği görülür. Gri bölümlere "gri cevher"; beyaz bölümlere de "ak cevher" denir. Gri cevher, sinir hücrelerinden; ak cevher ise, sinir hücrelerinin uzantılarından meydana gelmiştir. Beynin kabuk kısımları gri, iç kısımları ak maddeden ibarettir. Ayrıca beynin iç kısımlarında da gri maddeden yapılı çekirdekler (beynin nukleusları) bulunur. Gri maddeyi meydana getiren milyonlarca hücre dıştan etkilenerek kazandıkları özellik ve bilgileri bir gibi birbirini saran sinir telleriyle birbirlerine iletirler.

Beyin yüzeyinde belirli bir fonksiyonu gerçekleştirmekle mesul bölgeye, o fonksiyonun merkezi denilir. Mesela, alın lobu ile yan tepe lobunu birbirinden ayıran yarığın ön kısmında hareket merkezleri, arka kısmında duyu merkezleri bulunmaktadır. Ard kafa lobunda görme duyusu ile ilgili işlemler gerçekleştirilir. Alın lobunun büyük bir kısmı henüz yeterince anlaşılamamış görevler yapar. Duyu ve davranışları düzenleyen merkezlerin alın lobunda bulunduğu zannedilmektedir. Bu alanda hafıza ve karışık zihni faaliyetler gerçekleşir. Alkoliklerde en önce hasara uğrayan alın lobundaki sinir hücreleridir. Alınan alkol miktarının çok düşük olduğu hallerde bile bu hücrelerin zarara uğrayacağı tespit edilmiştir.

Beynin, ilaçla ve cerrahi yollar ile tedavi edilebilen pekçok hastalığı vardır. Beynin tıbbi hastalıkları ile nöroloji (asabiye) bilim dalı ilgilenir. Sara, beyin damarlarının hastalıkları (tıkanma veya kanamalar, felçler), enfeksiyon hastalıkları (menenjit, beyin iltihabı, beyin absesi) ve parkinson hastalığının tedavisi, nörolojinin sahasına girer. Beyin urları, darbe ve çarpmalar ile meydana gelen kırık ve kanamaların yaptığı basınçlar, anevrizma gibi damar hastalıklarının cerrahi usullerle tedavisiyle de "Beyin Cerrahi" dalı uğraşır.

Sözlükte "beyin" ne demek?

1. Kafatasının üst bölümünde beyinzarı ile örtülü, iki yarım yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluşan duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, dimağ; bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse.
2. Kişinin algılama, kavrama, uslamlama, usavurma yetisi.
3. Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse ya da şey.

Beyin kelimesinin ingilizcesi

adj. cerebral, encephalic, pertaining to the brain
n. brain, cerebrum, sensorium; brains, intelligence; gray matter, grey matter; mastermind